Bloglarda yükselen trend: Başkasının yazısını çalmak

by Cem Kefeli 21. Şubat 2010 05:28

Blogumu kullanmaya başladığım günden bu yana yayımladığım her yazıyı olabildiğince özen göstererek yazıyorum. Gerek resimlerin yazı içerisindeki yerleşimi gerekse yazım şekli olsun defalarca kontrol ederek en anlaşılabilir olacağı şekilde yazmaya çalışıyorum. Yazdığım yazılarda eğer bir kaynaktan faydalandıysam, hele ki bu birisine ait bir yazı ise, mutlaka yazı sonu referans linklerimi veriyorum. Bu yasal bir zorunluluktan öte etik olarak da yapılması gereken bir şey aslında. Herkesin her gün binlerce haber kopyaladığı Habertürk, Milliyet gibi sitelerin haberlerinden faydalanırken bile orjinal haber linklerini mutlaka vermeye çalışıyorum. 

Hal böyle olunca yazılarım güzel görünüyor ve verdiğim bu özen başkaları tarafından yazılarımın çalınması ile sonuçlanıyor. Çalınması diyorum çünkü, alınan bu yazılarım için benim yazımdan faydalanma gibi bir durumu yok karşı tarafın. Direk benim yazımın kopyası ve hiçbir şekilde benim orjinal yazıma link de verilmiş durumda değil... Durum ve mantık bu olunca da sanki birisinden bir yazıyı kopyalayınca o sizin oluyormuş gibi çocukça bir zihniyet kafalarda olunca bloglarda yazı hırsızlığı yükselen trend olmaya devam ediyor.
Aşağıda bu konu ile ilgili başıma gelen iyi ve kötü örnekleri olabildiğince vermeye çalışacağım. Bahsedeceğim bu sitelerin veya site sahiplerinin hepsi ile yazıştım. Eğer yazının orjinalinin nerede olduğunu yazı sonunda belirtirlerse çok daha anlamlı ve hoş olacağını söyledim. Bazıları olumlu karşıladı cevap verdi, bazıları ise mesajıma geri dönmeyi bile gerek görmedi. Geri dönmeyenler için iletişim panellerinin ya da mail hesaplarının sorunlu olduğunu düşünürsek bir gün gelip nette kendilerini arattıklarında bu yazıyı görüp en azından bu şekilde haberdar olabileceğini düşünerek yazıya devam ettim. Şimdilik aklıma bir çırpıda gelenleri yazıyorum. Bu yazıyı okuyup da "Amma kıymetli yazıların varmış" diyebileceklere şimdiden anlam veremediği burada belirtiyorum. İş yazının kıymetinde değil. Bundan sonra da bu şekilde iyi/kötü örnekler devam edeceğini de göz önüne alarak yazıyı sürekli güncellemeye çalışacağım. 

Kötü örnek 1:
http://www.haydartarhan.com/330-nokia-n97-mini-artik-cok-yakininizda.html
Benim şuradaki(Nokia N97 Mini artık çok yakın) yazımın klonlanmış bir versiyonu Smile Benim yazıya bakacak olursanız yararlandığım tüm linkler yazı altında var. Haydar Tarhan ise ne yapmış benim yazıyı olduğu gibi kopyalamış bi de asıl linkleri de silmiş... Kendisine durumu anlatan bir mail attım fakat henüz cevap gelmedi...Fazlası...

1 kişi tarafından 5.0 olarak değerlendirildi

  • Currently 5/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Kategoriler: Genel

Blogengine admin paneli giriş şifremi unuttum ne yapmalıyım? - Blogengine password recovery

by Cem Kefeli 7. Şubat 2010 03:14

Blog Engine

Daha önce "Acaba Blogengine şifremi unutursam bir daha bu değerli şeyi nasıl bulabilirim? Smile" diye kendi kendinize sordunuz mu bilmiyorum ama ben az önce sordum. Zira hostta kurulu bir sistemde bunu unutursanız bir daha yönetici panelinize nasıl girebilirsiniz ki Frown Çünkü Blogengine'de şu ana kadar çıkan sürümlerinde 'password recovery' gibi bir özellik yok bildiğim kadarı ile. "Eee o zaman, bu şifre veri tabanında bir yerlerde kaydedilmiyor mu zaten? Girer oradan düzeltir, yerine yenisini yazarım ya da bakar hatırlarım." diye bir düşünceye de kapılabilirsiniz hemen. Ama bu düşünce de bir işe yaramayacaktır. Şifre hem SqlServer, Hem MySQL Server, hem de XML database ve diğerlerini kullanan tüm sitemlerde veritabanında tutuluyor doğru. Ama cache'lenmiş ve şifrelenmiş bir şekilde tutuluyor. Dolayısı ile veritabanının ilgili yerlerine baktığınızda siz şifrenizi yine göremeyeceksiniz. Gördüğünüz yalnızca şifrenizin şifrelenmiş hali olacak. Veritabanından değiştirip oraya istediğinizi yazdığınızda da bu sefer panele girerken bu işe yaramayacak Smile. Çünkü o yazdığınız metnin şifresi çözüldüğünde sizin girmeniz gereken metin başka, abuk sabuk bir metin olacak. O halde ne yapmalıyız?

İlk önce bu şifrelerin veritabanında hangi alanlarda tutulduğuna bir bakalım. Biliyorsunuz ki Blogengine hali hazırda birçok veritabanı bağlantısı arayüzüne destek veriyor. Server tabanlı veritabanı kullanan(MSSql Server, MySQL Server vb.) ve XML tabanlı veritabanı kullanan sistemler olmak üzere iki ana başlıkta topluyorum şimdilik. Eğer XML kullanıyorsanız (XmlMembershipProvider) sisteminizin kök dizininden başlayarak /App_Data/users.xml yolunu izleyerek kullanıcılar için temel bilgilerin tutulduğu XML dosyasına erişebilirsiniz. Bu XML'in içerisinde Kullanıcı adı, şifrelenmiş-cachelenmiş şifre, e-posta adresi ve son giriş zamanı gibi bazı bilgiler bulunuyor. Aşağıda bu dosyanın içeriğine bir örnek veriyorum.

/App_Data/users.xml  |  Gizle  |  Göster
<Users>
   <User>
      <UserName>Admin</UserName>
      <Password>jGl25bVBBBW96Qi9Te4V37Fnqchz/Eu4qB9vKrRIqRg=</Password>
      <Email>post@example.com</Email>
      <LastLoginTime>2007-12-05 20:46:40</LastLoginTime>
   </User>
</Users> 

4. satırdaki password alanı bizim ilgimizin odak noktasını oluşturuyor diyebilirim. Server tabanlı bir veritabanı da kullanıyorsanız XML tabanlı bir veritabanınız da varsa yapmanız gereken password field'ı içerisindeki şifrelenmiş-cachelenmiş veriyi temizleyip silmek. Böylece blogunuz default ayar olan 'admin' kullanıcısı için 'admin' şifresine geri dönecektir.
Eğer Server tabanlı bir veritabanı kullanıyorsanız ise yapmanız gereken be_Users tablosu içerisindeki uygun kullanıcıya ait ilgili kayıt satırını bulup yine password sütununun içeriğini temizlemektir.

Umarım okuyanların işinize yarar ve faydalı olur. Değişik yöntemler bilen ve atladığım noktaları yakalayan olursa yorum yaparak katkıda bulunabilirsiniz. 

Nevizade Geceleri'ni bir dinleyin (Galatasaray 1 - Panathinaikos 0)

by Cem Kefeli 3. Aralık 2009 15:11

Galatasaray Ali Sami Yen'de Panathinaikos'u 1-0 yenerek grubunu lider olarak tamamlamayı garantiledi.
Artık daha güçsüz rakipler ile eşleşeceğiz. Nevizade Geceleri'ni bir dinleyin... Smile

Nevizade Geceleri!
Giden her sevgilinin ardından hep biz olduk el sallayan
Haykırsak duyarlar mı sesimizi hangi sevdadan galip çıktı ki
Yürüyoruz sessiz ve kederli nevizade geceleri
İnletiyoruz her çıkışında İstiklal Caddesi'ni
Boşuna çekilmedi bunca çile içiyoruz gündüz gece
Haykırdık ama duymadı hiç kimse peşindeyiz her yerde
Zaten aşklar hep yalan dolan sonu hep acı hüsran
Bize her sevdadan geriye kalan sadece GALATASARAY..
Cimbombomum sen çok yaşa canım feda olsun sana hiç birşeye değişilmez seni sevdim bu dünyada...

2 kişi tarafından 4.5 olarak değerlendirildi

  • Currently 4,5/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Kategoriler: Güncel | Şiir | Videolar

Microsoft, Office 2010(codenamed Office 14) Beta'yı duyurdu

by Cem Kefeli 3. Aralık 2009 10:42

Office 2010

Microsoft Office 2010'un beta sürümünü duyurdu...
Tam sürüm ise yaz aylarına doğru piyasaya sürülecekmiş, kesin tarih olarak ise haziran ayı düşünülüyor. 2010 sürümünün kod adı da Office 14 olarak duyuruldu. Ofis paketi Windows XP SP3, Windows Vista ve Windows 7 üzerinde kullanılabilecek. Ayrıca 64 bitlik versiyonu da hazırlanacak fakat XP için 64 bit desteği verilmeyecekmiş. Bu nedendir çok anlayamadım aslında. Microsoft bu sefer birçok farklı sürüm düşünmüş tam sürüm için, tam altı farklı sürümden söz ediliyor. İlki MS Word ve MS Excel içeren, ücretsiz, içeriği azaltılmış, reklam içeren 'Starter' sürümü. Diğer sürümler ise tabiki ücretli olacak. Bu sürümler 'Home and student', 'Home and Business', 'Standard', 'Professional' ve 'Professional plus'. Adından da anlaşıldığı gibi en baba sürüm 'Professional Plus' gibi görünüyor Smile. Office 2010 paketi içerisinde Access 2010, Excel 2010, InfoPath Designer 2010, InfoPath Filler 2010, OneNote 2010, Outlook 2010, PowerPoint 2010, Publisher 2010, SharePoint Workspace 2010, Word 2010, Office Communicator 2010 araçları bulunuyor. Office 2010 ayrıca web üzerinden online olarak da hizmet verecek. Web üzerinden erişim için Internet Explorer, Mozilla Firefox, Google Chrome Apple Safari desteklenmesine rağmen Opera Browser desteklenmiyor. Microsoft'un da online hizmete başlaması SaaS uygulamaları konusunda oldukça büyük bir gelişme olacaktır diye düşünüyorum.

Yukarıda bahsettiğim Office araçların hepsi zaten daha önceki sürümlerde de var olan araçlar. Bu araçlar tabi ki sürümden sürüme değişecek. Her sürümde bu araçların tümünü görmek malesef mümkün değil. Yandaki grafik hangi sürümün hangi araçları barındırdığını güzelce gösteriyor. Microsoft tabiki hali hazırda Office 2007 kullananları da unutmamış. Onlar da dilerlerse sürümlerini 2007'den 2010'a yükseltebilecekler. Fakat önceki office sürümleri için de böyle bir yükseltme mümkün mü çok araştıramadım. Büyük ihtimalle mümkün olacaktır.  Bir diğer ayrıntı da Office 2010'un MAC kullanıcıları için de piyasaya sürülecek olması. MAC sürümü de yaz ayları içerisinde hazır olacakmış. Buraya kadar herşey iyi güzel de bir Microsoft klasiği olan sistem kaynaklarını sömürme olayı halen devam ediyor sanırım. Minimum gereksinimler için en az 500 MHz işlemci, En az 256 MB sistem belleği, 3 GB boş sabit disk alanı, En az 1024x768 piksel çözünürlüğü destekleyen bir monitör, Windows XP SP3 veya sonrasında çıkan bir Windows işletim sistemi öngörülüyor. Bu özellikler için çok fazla sorun yok ve bence gayet makul değerler fakat bazı özellikleri aktif ettiğinizde RAM gereksinimi ciddi oranlarda artıyor. Örneğin MS Word içerisindeki yazım denetimi araçları için ortalama 1GB RAM'in gerekli olduğundan bahsediliyor. Çok ciddi bir miktar bu. Altı üstü bir metin editörü olan bir program için çok çok fazla bence. Bir de bunun yanına Outlook açın. Outluk arşiv dosyası boyutunuz 1-2 GB olsun işler daha da karışacaktır. Ben henüz indirip kurup denemedim o yüzden ahkam kesmek istemiyorum fakar yorumlar ve testler bu sonuçları işaret ediyor.Fazlası...

Microsoft'u mavi ekrandan sonra şimdi de siyah ekran telaşı sardı. Windows 7 siyah ekran problemi çözüm bekliyor

by Cem Kefeli 1. Aralık 2009 12:36

Windows 7 Black ScreenHeralde Windows'un o meşhur mavi ekranı ile karşılaşmayan yoktur içimizde. Eğer bir Microsoft Windows kullanıcısı iseniz tabi ki. Bu öyle bir mavi ekrandır ki Windows 98'in piyasaya duyurulduğu gün dahi karşımıza çıkmıştır. Hala dün gibi aklımda, tanıtım sırasında Bill Gates'in gözleri önünde öylece çıkıveren mavi ekran Surprised. Burayı tıklayarak (Bill Gates, Blue Screen of Death) o canlı anı izleyebilirsiniz. İşte o zamanlardan beridir bir renkli ekran hastalığı var Windows'ta. Çünkü bu hata yalnızca 98 ile sınırlı kalmadı. Peşinden XP ile de devam etti. NT tabanlı işletim sistemlerinde aynı olay hep oldu. Ben XP ile de bu ekranla karşılaştım defalarca ama defalarca. Fakat çok şükür ki şu an bir Vista kullanıcısıyım ve başıma henüz yalnızca bir defa geldi bu olay. son bir senedir tabi ki... Vista sonrası sistemlerde oldukça azalmış bu durum.

Mavi ekran hep aynı mavi ekran. Bir değişiklik yok sürümden sürüme. Ekranda bir dünya hexadecimal sayılar. İşte şu adresten okuyacaktım da okuyamadım. Ama şöyle birşey denerken böyle bir aygıt falanca bir hata üretti falan filan. Genellikle donanım ile ilgili sorunlar hep. Sürücü sorunları. Zaten Win98 için olan videoda da tarayıcıyı tanıtırken oluyodu sanırım olan biten. Burayı tıklayıp(Microsoft Windows XP - Blue Screen Error) o meşhur hatanın canlı halinin aynısının screenshot'ını görebilirsiniz.

Bu aralarda Windows 7'ye bi kara ekrandır dadanmış. Microsoft'un yaptığı açıklamaya göre işin nedeni de belli değilmiş henüz. Bu sefer de siyah ekran çok dert olacak heralde başımıza. Bir kısmına yama ile çözüm bulabileceklerini söylemişler ama bir kısmında durum nedir henüz belli değil. Millet çaresiz format atıp yeniden kuruyomuş makineyi. Bir sürü dert... Orhan Baba'nın dediği gibi "Hatasızz Windows olmazzz... Hatamla sev beniii....." Laughing

1 kişi tarafından 4.0 olarak değerlendirildi

  • Currently 4/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Kategoriler: Güncel | Teknoloji

İnsanlar Google'da ne arar? Google Insights cevap veriyor

by Cem Kefeli 1. Aralık 2009 11:13

Google Search EngineGoogle Insights'ın topladığı verilerine göre, 25 milyon kadar Türk internet kullanıcısı bakın neleri merak etmiş...
Cevap: Şans oyunları, güzellerin fotoğrafları(Güzeller derken nasıl güzeller acaba Laughing) ve Facebook(Ki bu üçüncü arama ikinci madde ile çok benzer özellikler taşıyor bence). Bu arama sonuçları çok fazla tercih edilen sonuçlar. Peki acaba bu sonuçlardan 'Google'ı çoğunlukla erkekler kullanır.' gibi bir sonuç çıkarabilir miyiz, ne dersiniz? Ya da sonuçlar bunlar olmasına rağmen işin doğrusu çoğunluğun erkek olmadığı gerçeği ise durum daha da mı vahimdir sizce? Smile

Geçenlerde bir yazımda(WEB sayfama kim, nasıl gelmiş?) ziyaretçilerin nasıl ilginçlikler ile bloguma geldiğinden bahsetmiştim. Orada da sonuçlar bu Google Insights'ın verilerine benzerdi. Benim site çok az kişi üzerinde test yapmasına rağmen doğru keywordleri yakalamış. Mesela bahsettiğim arama kelimeleri "facebook kız resim", "Facebook kızlar" gibi aynı hedefe odaklanan kombinasyonlardan oluşuyordu Laughing. Bir şekilde keyword'ler denk gelip benim sayfaya geldiklerinden bahsetmiştim o yazıda. Bugün görüyoruz ki benim aylar önce tüm dünya halkı ile paylaştığım sonuçlar birer gerçek. Hem de öyle böyle değil. Insights'ın ikinci ve üçüncü aramalarını benim ziyaretçiler "facebook kız resim" gibi çok akıllıca bir kombinasyon ile birleştirmişler LaughingLaughing. Şimdi diyeceksiniz ki "Senin siteye niye geliyo madem bunlar? Eğer böyle bir içerik yoksa nasıl olur da aramalarda sen görünürsün?". Cevap: "Vallahi yok! Cry" Arama kelimeleri denk gelip geliyor işte insanlar. İsterseniz Arama sözcüklerinin üzerine tıklayıp görün, siz de benim gibi "Ne alaka ya!" diyiverin.

Yukarıda bahsettiğim yazıyı yayımlayalı oldukça fazla zaman oldu. Bu süre içerisinde başka ilginç arama kombinasyonları ile karşılaştım. Artık yeni gözdem "teknolojik sapıtma" Smile, hayırlı olsun internet alemine... Aramayı yapan ve siteme gelip renk katan herkese çok teşekkürler...

2 kişi tarafından 5.0 olarak değerlendirildi

  • Currently 5/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Kategoriler: Güncel | Web teknolojileri

General