Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 2008 yılının ekim ayında yaptığı bir konuşmasında "Bu küresel kriz de inşallah bizi teğet geçecek. Bizi böyle gelip de diğerlerini vurduğu gibi inanıyorum ki kesinlikle vurmayacak, vuramayacak. Çünkü biz rehavete düşmedik, mali disiplinden taviz vermedik, işi sağlama aldık" demişti. Üzerine gerçekten çok fazla spekülasyon yapıldı. Herkes fikirlerini söyledi... En azından bilen de bilmeyen de fikirlerini beyan etme fırsatı buldu. Birçok mizah içerikli yayına malzeme oldu.. Başbakanın bu sözüne katılmak değil öyle olmasını ummamak gerçekten elde değil. Gönül isterdi ki 'teğet' geçsin... Hiçbir sektör durumdan etkilenmesin, kimse işinden olmasın... Fakat geçen süre zarfında teğet geçmediği ve geçmeyeceği çok açık ve net bir şekilde anlaşıldı... Hükümete ağır eleştiriler yapıldı, hükümet ise 'Gerekli önlemleri alıyoruz, bize bu teğet geçer.' demeyi bizzat Başbakan Erdoğan'ın ağzından sürdürmeye devam etti...
Aradan yedi ay kadar bir zaman geçti ve artık teğetin tam da geçtiği sıralar olmaya başladı. 15. İstanbul Ev Tekstili Fuarı"nın (EVTEKS) açılışında konuşan Erdoğan Türkiye'nin ekonomik krizi en az zararla atlatan ülke olacağını belirterek, "İddiamı devam ettiriyorum, arkasındayım ve 'teğet geçecek' diyorum. Teğet geçmesi demek; bize zarar vermeyecek anlamında değil, sürtünüp geçecek" diyerek krizin etki boyutunu anlatma şeklini değiştirdi. Bu geçen süre içerisinde bir çok işveren işini kapattı, birkaç iş adamı borçlarını ve işlerinin gidişatını toparlayamaması nedeniyle intihar etmeyi seçti, az denemeyecek kadar kişi işsiz kaldı ve işsizlik oldukça büyük rakamlara ulaştı. Herkes hükümeti
eleştiriyordu ama eleştirilerin arkasında ciddi bir öneri teklifinin olmadığı, bu eleştiriyi yapanların bir öneri ile gelmediği de çok fazla konuşuldu. Bir eleştiride eğer öneri yok ise o eleştirinin amacına da hizmet etmesi çok da fazla mümkün değildi. Birçok şey konuşuldu ama ne kadar yapıcı olunabildi hala tartışılıyor.
Aradan 1-2 aylık bir süre daha geçti ve bugün ekonominin gidişatı ile ilgili bazı açıklamalar yapıldı. Türkiye İstatistik Kurumu'na göre (TÜİK) birinci çeyrek Gayri safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) yüzde 13.8 daraldı. 27 çeyreklik büyüme maratonunun 2008'in son çeyreğinde yüzde 6.2 daralma ile sonlandıran Türkiye ekonomisi 2009 ilk çeyreğinde savaş dönemlerini hatırlatan tarihi daralma yaşadı. GSYH, yılın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre sabit fiyatlarla yüzde 13.8 azalarak 24 milyar 518 milyon TL’den 21 milyar 145 milyon TL’ye inerken, cari fiyatlarla GSYH yüzde 2.2 azalarak 215 milyar 846 milyon TL’den 210 milyar 997 milyon TL’ye geriledi. Dolar bazında cari fiyatlarla GSYH yüzde 29 azalarak 180 milyar 19 milyon dolardan 127 milyar 812 milyon dolara düştü. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), GSYH I. Dönem (Ocak, Şubat, Mart) 2009 sonuçlarını açıkladı. Ekonomi yılın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13.8 küçüldü. Türkiye 1945 yılında gördüğü yüzde 15.3’lük küçülmeden sonraki en yüksek küçülmeyi bu dönemde yaşamış oldu. 1939-1945 yıllarını kapsayan İkinci Dünya Savaşı’ndan ekonomik anlamda çok ağır etkilenen Türkiye 1941’de yüzde 10.3 küçülürken, 1945’te tarihinin halen ulaşılamamış en yüksek küçülme oranını görmüştü. Türkiye 2009 ilk çeyrekte yüzde 13.8 küçülürken, bu orana yakın en yüksek küçülme yüzde 13 ile 1927 yılında görülmüştü. Böylece Birinci Dünya Savaşı, Kurtuluş Savaşı ve 1929 dünya ekonomik krizini atlatan genç Türkiye Cumhuriyeti’nin bile görmediği küçülme mevcut krizde ortaya çıktı. Yılın ilk çeyreğinde görülen çift haneli bu küçülme 1932 yılında yaşanan yüzde 10.7’lik küçülme ile birlikte Cumhuriyet tarihinin beş kez yaşanan çift haneli küçülmesinden biri oldu.
Kaynaklar:, CNN Türk ("Bu kriz de inşallah bizi teğet geçecek."), Gazete Vatan (Artık ''Teğet geçecek demiyor.), NET Haber (Tayyip Erdoğan, kriz tarifini değiştirdi: 'Teğet geçecek'ti, 'Sürtünüp geçecek' oldu.), Habertürk Ekonomi (Ekonomide rekor küçülme.), Hürriyet Ekonomi (Ekonomide sert düşüş.), Penguen (26.05.2009 tarihli dergi kapağı.), Penguen (23.06.2009 tarihli dergi kapağı.)