by Cem Kefeli
1. Şubat 2009 04:07
DavosDavos zirvesi 1971 yılından bu yana her yıl toplanarak dünya genelindeki ekonomik olayların tartışıldığı ve neredeyse tüm ülkelerden üst düzey ziyaretlerin gerçekleştiği bir forumdur. Aslında orjinal adı World_Economic_ForumDünya Ekonomik Forumu(World Economic Forum)'dur ama "Davos Zirvesi" adıyla özdeşleşir olmuş artık. İçeriği daha önce söylediğim gibi
ekonomik tartışmalar olması gereken bu forum dünyanın krizle boğuştuğu ve ekonominin dibe vurduğu bir dönemde yine siyasi olaylarla gündeme gelmekten geri kalmadı. Aslında haberlerden takip ettiğim kadarıyla kimsenin de 'Burada ekonomik olaylar tartışılsa da bir işe yarasanız..' şeklinde bir düşüncesi de olmuyor ne tuhaftır ki... Türkiye bu Davos'ta çok konuşuldu.
Bildiğiniz üzere bir gün http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0srailİsrail Başbakanı Ehud_OlmertEhud Olmert'in Türkiye'ye bir ziyaret gerçekleştiresi geldi. Ziyaret basının da çok ilgisini çekti çünkü http://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrkiyeTürkiye'nin tam da http://tr.wikipedia.org/wiki/Ortado%C4%9FuOrtadoğu'da bir arabulucu olarak iyi bir imaj çizmeye başladığı günlerin
devamıydı. Türkiye bu şekilde sağda solda heryerde birileri arasında arabulucu olarak aslında tüm dünyaya 'Bakın bizim herkesle ilişkilerimiz çok iyi. Bu coğrafyada eğer birileri birşeyler yapacaksa bunda bizim de yerimiz olmak zorunda. Bu topraklarda bizim rızamız dışında başarılı operasyonlar yapmak sıkıntı yaratır.' türünde mesajlar vermek istiyordu uzun zamandır. Birçok yorumcu Türkiye artık bölgede ağırlığını koyuyor ve büyük bir aktör olma yolunda ilerliyor diyorlardı. Zaten o günlerde de HamasHamas ve İsrail arasında da arabuluculuk görevini Türkiye başarıyla yerine getiriyor hatta bu sürede paralel olarak http://tr.wikipedia.org/wiki/SuriyeSuriye-İsrail ilişkilerinde de yeni bir aşamaya giriliyordu.. Yani biz öyle sanıyorduk. O günlerde Türkiye Başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan satır aralarında "Hamas ile İsrail konusunda çok fazla ilerlemeler sağladık. Artık sonuca bu zamana kadar olmadığından daha yakınız. Suriye-İsrail konusunda da olumlu gelişmeler var" anlamı veren cümleler kullanıyordu. Uhud Olmert Türkiye'den ayrılırken hava gayet yumuşak ve olumluydu. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı da tabiki bu durumdan çok mutluydu.
Fakat ne olduysa herşey aradan üç gün kadar geçtikten sonra oldu. Aradan birkaç gün geçti İsrail http://tr.wikipedia.org/wiki/Gazze_%C5%9EeridiGazze'ye girdi ve bu olay Türkiye'de çok olumsuz olarak yorumlandı. Ehud Olmert'in Türkiye'ye ziyareti ardından gerçekleşen bu operasyon Türkiye'nin dışa dönük imajını da oldukça zedeledi. Az önce bahsettiğim küresel aktör olma yetisi sanki başkaları tarafından gayet planlı ve istekli şekilde budanmaya başlanmıştı. Bu konuda iyimser olmak ve bir tesadüftür demek gerçekten çok fazla mümkün görünmüyordu. Zaten birçok yazar ve yorumcu da 'Siz nasıl arabuluculuk yapıyorsunuz? Üç gün önce sonuca çok yakınız, taraflar anlaşmaya yakın diyorsunuz, üç gün sonra ise İsrail Gazze'ye girip
darmadağın ediyor.' anlamında yorumlar yapmaya başlamıştı. İşte Türkiye'nin imaj kaybının en somut göstergeleri oluşmaya başlamış ve birileri hedefine doğru kürek çekerek ilerliyordu. Aslında insanların kafasında Türkiye'nin dış politikada uğradığı kayıptan çok iç siyasette http://www.akparti.org.tr/ana/index.htmlAKP'nin ve başbakanın bu durumdan etkilenmesi vardı ne yazık ki.. Başbakan o günlerde gerçekten çok bozuktu israile karşı. Zaten demeçlerinde de bunu belli ediyordu. Avrupa Politika Merkezi'nde konuşan Erdoğan, Gazze'de yaşananlar ve Türkiye'nin AB sürecine değindi. Konuşmasının ardından soruları yanıtlayan Erdoğan, İsrail ile ilişkilerin geleceğine ilişkin bir soruya, "İsrail bizi çok üzdü." dedi. "İsrail bize saygı duymamıştır." diyen Erdoğan, İsrail Başbakanı Ehud Olmert ile 6 saat kadar Suriye ile görüşmeleri ele aldıklarını hatırlattı. Erdoğan, "Hiç böyle bir konu gündeme gelmemiştir. Ben sana döneceğim dedi ama
dönmeyi bırakın cumartesi günü Gazze'ye bomba yağdırmaya başladılar." dedi. Duymuş olduğu rahatsızlık her sözünden belliydi. Türkiye içerisinde de AKP ve Erdoğan'a karşı bir güvensizlik havası çoktan oluşmuştu ve kan kaybı Erdoğan ve AKP için başlamıştı.
Aradan birkaç hafta kadar geçti. Bu sefer Erdoğan'ın bu durumu lehine çevirebilmesi ve bu durumdan kayıpsız çıkması için güzel bir fırsat oluştu. Davos Zirvesi geldi çattı.. Takip ettiğim kadarıyla Erdoğan bir panel için orada bulunan ünlü bir moderatörden İsrail, Türkiye ve çeşitli temsilcilerinde katılabileceği bir panel hazırlamasını ister ya da panel teklifini kabul eder. Bunun Erdoğan'ın bilgisi dahilinde gelişen bir süreç olduğu
şüphe götürmüyor. Panel günü ise belki de siyasi tarihte çok zor karşılaşılan bir olay gerçekleşti. http://en.wikipedia.org/wiki/Shimon_PeresShimon Peres'in yüksek sesle konuştuğu ve moderatörün kendisine Peres'in yarısı kadar dahi süre vermediği gerekçesi ile çok kızdı. Moderatör ile Erdoğan hatta bir ara elli kollu birbirlerini iteklemeye başladılar ve Erdoğan 'one minutes' kelime gurubunu bir anda zihnimize yerleştirir oldu. Çok set bir konuşmadan sonra paneli terk etti ve bir anda kahraman oluverdi. Öyle ki Filistin'de adına şarkılar yazıldı türküler okundu. İran'dan Mısır'dan tebrik mesajları yağdı. İstanbul'a geldiğinde bir zafer!!! kazanmış lider gibi karşılandı. Erdoğan böylece kaybettiği gücü belki de fazlasıyla geri kazandı.
380ab54e-666f-4368-935d-02d4937c8b51|2|4.5
Etiketler:
recep tayyip erdoğan,
davos,
world economic forum,
one minutes,
dünya ekonomik forumu,
ehud olmert,
hamas,
gazze,
shimon peres,
türkiye,
türk